BİLDİRİLER

BİLDİRİ DETAY

Serkan SINMAZ
Engelsiz Kent Tasarımı Üzerine Bir yöntem Önerisi
 
Şehirler "herkes için" planlanmalıdır. Giriş: Dünya nüfusunun %15'ini, Türkiye nüfusunun %13'ünü teşkil eden dezavantajlı bireyler dünyanın en büyük azınlığı olarak değerlendirilmektedir (UN 2015, WHO 2015, ASPB 2014). Ayrıca engellilik yaş ilerledikçe önemli ölçüde artmaktadır. Böylece ortalama yaşam süresi ve yaşlılık oranlarının artışı hızla yükselen kentleşme sürecinin önümüzdeki onyıllarına kritik bir önem yüklemektedir. Amaç: Bu çalışmanın amacı "engellilik" kavramının Türkiye şehir planlama ve tasarım pratiği kapsamında değerlendirilmesi ve öneri geliştirilmesidir. Kapsam: Çalışmada "engellilik" kavramının şehir planlama pratiğindeki yeri sorgulanmaktadır. Engellilik kavramının gelişen yeni eğilimler çerçevesinde tanımı, nüfus boyutu, algısal ve yasal olarak gelişme sürecini, örnek tasarım ve planlama yaklaşımları ortaya konulmaktadır. Bunlara bağlı olarak şehir planlama sürecinde ele alınabilecek deneysel bir yöntem ortaya konmaktadır. Yöntem: Literatür çalışmasında kavramın gelişimi ve mekansal tasarıma yönelik çıkarımlar araştırılmış, örnek çalışmalar incelenerek planlama sürecinde ele alınabilecek bir model tasarlanmıştır. Bu kapsamda üretilen deneysel çalışma yerden bağımsız olarak örnek bir kent dokusu üzerinde sayısal programlar (mindwalk, autocad, photoshop) kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Engellilik kavramı bedensel yetersizlikler, aktivite sınırlılıkları için kullanılan, birey ile bağlamsal faktörler (çevresel ve kişisel faktörler) arasındaki olumsuzluklara atıfta bulunan bir çatı terimdir (WHO 2011:4). 1980li yıllardan itibaren kavram tıbbi boyuttan ziyade toplumsal bir konu olarak ele alınmaktadır. Bu kapsamda "engellilik" insan ve çevresinin etkileşiminin sonucudur ve insanların yetersizlikleriyle ilgili değildir (CRPD, 2007:1)."Engellilik" kavramı 1948 İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi kabulü sonrasında dünya çapında özellikle ABD, Japonya ve Kuzey Avrupa'da sıkça tartışılmaya başlanmış, 1960 sonrasında engellilik hakları üzerine çeşitli ülkelerde yasal altyapı oluşturma süreci başlamıştır. Gelişen süreç 2007 yılı " Birleşmiş Milletler Engelli Kişilerin Haklarına Dair Uluslararası Sözleşmesi" sonrasında önemli bir ivme kazanmış, Türkiye dahil olmak üzere 175 ülke sözleşmeyi imzalamış ve onaylamıştır. Ancak aynı süreçte yükselen şehirleşme eğilimine paralel olarak; özel mekanların çekim gücü, otomobil bağımlılığı, kentsel yayılma, altyapı sorunları, planlama yetersizlikleri günümüzün “engelli kentlerini” ortaya çıkarmıştır. Bu nedenle "engelsiz tasarım" yaklaşımları giderek daha fazla önem kazanmıştır. Süreç 19. yy da antropometrik tasarım yaklaşımları geliştirilmesiyle başlamış, 20 yy ilk yarısında sosyal mimarlık kavramı tartışılmış, endüstriyel tasarım, ergonoik tasarım konularında gelişmeler yaşanmıştır. 2. dünya savasından sonra engelsiz haklarına dikkat çekilmiş, bu konudaki çalışmalar mimarlık, ulaşım, kamusal alan, planlama vb. alanlarda çeşitli kurumların kontrolünde gelişmeye başlamıştır (Duncan 2007:4). Özellikle 80li yıllardan sonra farklı gruplara odaklı tasarım arayışları artarak gelişmektedir. (çevre, kadın sürdürebilirlik, genç ve çocuklar, yaşlı, engeli olan insanlar, diğer canlılar vb.). Bu gelişme sürecinde "Evrensel Tasarım" tasarım ile tecrit sorununa çözüm olarak ortaya konan (Mace vd. 1991:2) en kapsayıcı yaklaşım olarak kabul görmektedir. Evrensel tasarım yaklaşımıyla elde edilen ürünler, tüm kullanıcıların yararlanmasına olanak sağlamakta ve sonuçta engelliler, yaşlılar, çocuklar ve genelden farklı diğer insanlar damgalanmamaktadır. Yaklaşım, ürün tasarımından, mimarlığa ve kentsel tasarıma, çevre kontrolü sağlayan basit sistemlerden, karmaşık bilgi teknolojilerine kadar değişen ölçekleri kapsamaktadır. North Carolina State Üniversitesi’nde Evrensel Tasarım Merkezi (The Center for Universal Design) 1997 yılında “evrensel tasarım” kavramını anlaşılır kılmak ve yol gösterici olması amacıyla 7 ilke yayımlamış ve bu ilkeler birçok alanda tasarım pratiğinde kabul görmüştür. Kanada ve Kuzey Avrupa başta olmak üzere birçok yerel yönetim evrensel tasarım ilkelerini plan, proje, uygulama çalışmalarına aktarmaya gayret etmektedir (Örn. Winnipeg, Toronto, Ontario belediyeleri vb.). Buna ek olarak literatürde "Ergonomik Tasarım" prensiplerine dayalı mimari ölçekte engelsiz tasarım standartları ve kentte etkin hareketlilik için "Erişilebilirlik Tasarımı" odaklanılması gereken diğer iki önemli alt başlık olarak değerlendirilmektedir. Konunun Türkiye'de ki gelişme sürecine bakıldığında; 1997 yılı 3194 İmar Yasası 572 sayılı kararname ile Türk Standartları Enstitüsü’nün ilgili standartlarına uyulması zorunluluğu”, ibaresi, Türk Standartları Enstitüsü’nün 1999 yılında engeli olan insanlar için "TS 12576- Yapısal Önlemler ve İşaretlemelerin Tasarım Kurallarının" yayınlanması ve 2005 yılında 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanun'un çıkarılması yasal zemini oluşturmaktadır. Ancak mevcut yasal zemin uygulama boyutunda karşılığını henüz bulamamıştır. 2014 yılı Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği de konu hakkında yönlendirici nitelikte değildir. Oysa "herkes için tasarım" içeriğindeki kavramlar yapılacak her planlama çalışmasının temel altlığı olarak ele alınmalıdır. Bu nedenle genel olarak mevcut engellere noktasal çözümler bulunmaya çalışıldığı bir gündem mevcuttur. Bu durumun aşılabilmesi için "engelsiz şehir planlaması" odaklı çalışmaların yaygınlaşması ve mevzuatlarda yerini alması elzem bir husustur. Sonuç: Kentlerin engellilik düzeyi temel olarak; kentsel mekanda genişlik – alan – yükseklik, yüzey nitelikleri, yönlendirme ve uyarı, erişebilirlik düzeyi-ulaşım kalitesi, mekansal kalite ve kentsel fonksiyonların konumları vb. ile ilişkilidir. Türkiye Fiziksel planlama sistemi ise engelsiz kentsel mekanların üretilmesi bakımından için somut bir altlık ortaya koymaktadır. Bunun bir fırsat olarak değerlendirilmesi ve "engellilik" kavramının planlama sürecinin başında ele alınması gerekmektedir. Bu noktada evrensel tasarım, ergonomik tasarım ve erişilebilirlik tasarımı ilkeleri içeriğinde üretilecek planlama stratejileri planlama sürecinin zemini sağlam kılacaktır. Buna ek olarak bir kentin ne düzeyde engelli olduğunun ortaya konarak bu düzeyin yapılacak planlama çalışmalarıyla gelecek perspektifinde ne düzeyde azaltıldığının test edilebileceği bir veri altyapısı üretilmesi planın sürdürülebilirliği açısından önem arzetmektedir.

Anahtar Kelimeler: Engellilik, Evrensel Tasarım, Şehir Planlama



 


Keywords: